Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Ülkeden ümidini kesenlerin sayısı hayli fazla.
Okurumuz çok haklı. Kendi ülkesinde kan gövdeyi götürürken Suriye’de asayişi sağlama gayreti içinde olan bir Başbakanı halkımız anlamakta güçlük çekiyor.
PKK’nın elinde esir kaymakam var, esir astsubay var, esir sağlık memuru var, esir asker var, esir öğretmen var.
Devleti yönetenler bakın halkın nelerle övünmesini istiyor. Star gazetesinin haberine göre: “Hakkari’ye 30 kilometre mesafede bulunan ve PKK’nın en büyük kamplarından biri olan Kavaklı’ya asker ve emniyet özel harekat birimleri ortak harekat düzenlemiş. Kampta 500 terörist varmış. Eğitim yeri olarak da kullanılan kamp yerle bir edilmiş.”
Peki, efendim soralım:
Hakkari’nin burnunun dibinde bu kampın ne işi var?
PKK bugüne kadar bu ve bunun gibi onlarca kampı babasının çiftliği gibi kullanma özgürlüğünü nasıl kazandı?
Hükümet habire Kandil’e dikkat çekerken “kendi topraklarımızdaki PKK kamplarının yok edilmesi” konusunda neden adım atmıyor?
Kavaklı Kampı yerle bir edilmiş de 500 PKK’lıdan neden tekinin dahi burnu kanamamış?
Yandaş Star gazetesi acaba eski Hakkari Dağ Komando Tugay Komutanı Osman Pamukoğlu Paşa zamanında (yılı 1993!) oralarda yapılan ve hatta Irak’ta, İran’da yapılan operasyonların “ihtişamından” haberdar mı?
Yandaşlar PKK’nın ablukaya aldığı Güneydoğu’dan 500 teröristin bulunduğu ve hiç birinin kılına zarar gelmediği bu operasyondan, Kavaklı Kampından çekilen yanmış çanak–çömlek görüntülerini sayfalarına taşıyarak neyin zaferini kutluyor?
1990’lı yıllardaki özel harekat timlerinin neler yaptığını ve bugün ne ile oyalandığımızı biliyor mu bu hazretler?
Hakkari’ye helikopterle birkaç dakika mesafede bulunan bir terör kampına bugüne kadar müdahalede bulunulmamasının nedeni nedir?
Güneydoğu PKK kampı kaynıyor.
Basılan karakollara, öldürülen sivillere o bölgede cirit atan PKK unsurları tarafından saldırıda bulunuluyor.
Bugün Ergenekon davasında yargılanan subaylardan bazıları PKK ile anlaşma yapmakla suçlanıyor.
Ama “siyasetin PKK ile anlaşmasına” büyük bir meziyet olarak bakılıyor.
Okurumuz haklı olarak isyan ediyor.
Ama bu haklılık bize ülkemizden ümidimizi kesme hakkını vermiyor.
Haklılar sonuna kadar mücadele etmeli.
Bir gün bir Molla Kasım’ın geleceğini düşünerek mücadele etmeli.
Muharrem Bayraktar